Eski Türklerin tarihi göçlerden önce oturdukları ana yurdun neresi olduğu problemi, geçtiğimiz yüzyıldan itibaren tartışılan bir konudur. Batılı araştırmacıların çoğu problemi kendi uğraştıkları bilim dalları açısından ele aldıklarından bu konuda farklı sonuçlara varmışlardır. Tarihçiler Çin kaynaklarına dayanarak Altay Dağları‘nı ve etrafını Türklerin ilk ana yurdu olarak kabul etmişlerdir. Sanat tarihçileri Tanrı dağları– kuzeybatı Asya sahasını ana yurt olarak belirtmişlerdir. Bazı kültür tarihçileri ise İrtiş Nehri – Urallar arasını veya Altaylar – Kırgız bozkırları arasını veya Baykal Gölü’nün güneybatısını ana yurt olarak göstermişlerdir.

Türklerin Ana Yurdu

Türkler M.Ö. 2000 yılından daha eski çağlarda, Orta Asya’da Sayan-Altay dağlarının kuzeybatı bölgesinde, Ye-nisey ırmağı boylarında yaşıyorlardı. M.Ö. 1500′lerde oturdukları geniş bölge Sayan dağlarından Altaylar’a ve Tanrı dağlarına kadar iniyor, batıda Urallar’a kadar uzanıyor, güneyde Balkaş gölünü, güneybatıda Aral gölünü, Hazar denizini ve kuzeydoğu bozkırlarını içine alıyordu.

M.Ö. 1100 yıllarından itibaren Türkler ilk yurtlarını boşaltarak Altaylar’a inmiş, Türkistan’a (Doğu ve Batı Türkistan) yerleşmişlerdi. M.Ö. yedinci yüzyılda, Ordos, Volga ve Kuzeybatı Asya olmak üzere üç yöne göç yapılmıştı: Yakut Türkleri Kuzeydoğu Sibirya’ya göç etmişti. Onlarla bir süre yaşayan Çuvaşlar ise batıya yönelerek Ural dağlarının güneyine indiler.

 

M.Ö. 4. ve 3. yüzyıllarda Türkler hem batıda, hem doğuda yoğun olarak göründüler. İrtiş nehrinin batısında ve Hazar çevresinde yaşayanlara Batı Türkleri; doğuda, iç Asya’nın çeşitli yerlerinde ve kuzeybatı Çin’de yaşayanlara ve buralara hâkim olanlara Doğu Türkleri denildi.

Bazı dil araştırmacıları ise Altayların doğusunu veya Kingan Dağları bölgesinin ya da 90 derece boylamının doğusunun eski Tür k ana yurdu olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Sovyet arkeologları Kiselev ve Çernikov’un Orta Asya’da yaptıkları araştırmalar, bilim dünyasına Türklerin aya yurdu konusunda M.Ö. 2. binden öncesine ışık tutan bilgiler kazandırmıştır. Buna göre, kuzey Altayların hemen batısında bulunan Minusinsk bölgesinde ortaya çıkarılan Afanesyevo kültürünün (M.Ö. 1700-1200) temsilcileri olan dolikosefal mongoloidlerden ve dolikosefal “Akdeniz tiplerinden” farklı brakisefal savaşçı beyaz ırk, Türk soyunu proto-tipiydi. Bu tipin örnekleri “taş devrinin ilk çağlarından beri” Altay-Sayan dağlarının güneybatı bölgesinde yaşamaktaydı.

Yayılma Nedenleri

Türkler yaradılış olarak taşkın ruhlu, çok hareketlidirler. Fakat göçlerin asıl sebebi bu özellikleri değildir. Türk göçlerinin ilk sebebi ekonomiktir. Nüfusun artması, anayurt topraklarının büyük hayvan sürülerini otlatmaya yetmez hâle gelmesi ve kuraklıkların hüküm sürmesi asıl sebeptir. Bu yüzden, hem nüfusları az, hem de toprakları çok verimli olan komşu ülkelere doğru ilerlediler. Başlangıçta ele geçirdikleri yeni topraklar hemen hemen ıssızdı ve bunlara sahip görünenler de o verimli yerleri öylece bırakmışlardı.

Bazen Türkler de yabancıların baskısına uğruyor ve özellikle bozkır hayatı yaşayan boylar yurtlarını terketmek zorunda kalıyorlardı. Çünkü, yabancı bir devletin idaresinde olmak, bağımlı yaşamak onların katlanabileceği bir durum değildi ve hür ve bağımsız kalmak Türklerin asıl özelliği idi.

İlk büyük Türk İmparatorluğu’nu kuran Hunların, Orhun-Selenga ırmakları ile bu ırmakların batısındaki Ötüken ve daha aşağıda kalan Ordos çevresinde oturduklarını biliyoruz. Bu bölge, bugünkü Moğolistan’ı ve Kuzey Çin’i içine alır.

Hun soyundan gelen Türkler’in, Göktürkler zamanında ve öncesinde bugün Moğolistan sınırları içinde yer alan Altay – Sayan ve Tanrı Dağları’nın güney yamaçlarında, Çin’in kuzeyinde yaşadıkları düşünülmektedir. Hakkında bilgi sahibi olunan en eski Türk topluluğu İskitler’in de, yine bu bölge çevresinde -yani genel olarak Orta Asya diye tarif edilen yerde- yaşadıkları gerek tarihi gerekse de arkeolojik araştırmalar neticesinde bilinmektedir.